Lahey Kosova Özel Mahlemesi tarafından dün esli Kosova Kurtulyş Ordusu’nun (UÇK) liderleri Hashim Thaçi, Jakup Krasniqi, Kadri Veseli ve Rexhep Selimi’nin savaş suçları gibi bir suçlamada suçlu ilan edilerek hapis cezasına çarptırılması, Kosova halkında büyük bir öfkeye neden oldu.
Lahey Mahkemesi’nde açıklanan kararların ardından vatandaşların düzenledikleri protesto gösterilerinde olsun, tv ekranlarında yapılan tartışma programlarında olsun, üzerinde durulan iki mesele öne çıktı.
Birincisi, Kosova Meclisi tarafından kurulan mahkemede “Kosova halkı adına” cezaların açıklanması;
İkincisi, Lahey Kosova Özel Mahkemesi’nin kurucusu olan Kosova Meclis tarafından derhal feshedilmesi.
Birinci hususta, öfkeye yenilen gösterilerdeki halk ve öfkenin etkisi altında kalan tv kanallarındaki tartışma programlarında konuşan siyasi ve hukuk uzmanları, yabancı bir ülkede Kosova tarafından kurulan ve yabancı savcı ile hakimlerden oluşan bir mahkemenin “Kosova halkı adına” UÇK liderlerini cezalandırması ciddi bir çelişki olarak algıladı.
Halbuki, Kosova Özel Mahkemesi sıradan anlamda bir “uluslararası mahkeme” olmadığı, Kosova’nın kendi hukuk sistemi içinde kurulmuş bir mahkeme olduğu unutuldu. Mahkemin anayasal değişiklik ile, Kosova Meclisi tarafından kabul edilen özel yasa ve uluslararası bir anlaşma temelinde oluşturulduğu gerçeği zaman zaman gözardı edildi.
Buna rağmen, nasıl olur da, Kosova hukuk düzeninin parçası olan bir mahkeme, Kosova dışında yabancı yargıç ve savcılar tarafından çalıştırılıyor ve kararını “Kosova halkı adına” verebiliyor? sorusu kafaları karıştırabilecek bir paradoks değil mi?
Bu, hukuken mahkemenin yetkisini otomatik olarak geçersiz kılmıyor. Çünkü Kosova Meclisi bu yapının kurulmasını kabul etmiş ve Anayasa buna göre değiştirilmiştir. Fakat “meşruiyet ve temsil açısından tartışmaya açık bir model olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz. Nitekim mahkemenin kuruluş modeli akademik çalışmalarda da “Kosova hukuku altında kurulmuş, uluslararası yargıç ve savcılardan oluşan” özgün bir yapı olarak ele alınıyor.
Dünyada bunun benzeri var mı? sorusuna gelince, evet var, yabancı veya uluslararası yargıçların başka bir ülkenin vatandaşlarını yargıladığı örnekler var.
Bir halkın kurtuluş mücadelesinin meşruiyeti ile o mücadele sırasında bireylerin işlediği savaş suçlarının cezalandırılması aynı şey değildir.
“Kosova halkı adına” ifadesi neden özellikle hassas?
Kosova halkının büyük bölümünün ulusal kurtuluş mücadelesinin sembolü olarak gördüğü kişileri mahkum eden bir mahkeme, kararını gerçekten “Kosova halkı adına” verdiğini söyleyebilir mi?
Hukuken evet; çünkü mahkeme Kosova Anayasası ve Kosova Meclisi tarafından kabul edilen hukuk temelinde kurulmuştur.
Aslında mesele şurada, Kosova halkı şunu soruyor: Biz kuratırıcı olarak gördüğümüz liderlerimizi mahkeme aracılığıyla biz “Kosova Halkı” olarak cezaya çarptırıyoruz gibi bir saçmalık olabilir mi diye soruyor… “Biz Kosova halkı olarak bu insanları kendi kurtarıcılarımız olarak görüyoruz. O halde bizim adımıza kurulmuş ve kararını ‘Kosova halkı adına’ açıklayan bir mahkeme, bizim kurtuluş mücadelemizin liderlerini nasıl yine bizim adımıza mahkum ediyor?”
İşte çelişki hissi tam burada ortaya çıkıyor.
Üstelik bu ifade mahkemenin kendi kurallarında tesadüfen kullanılan bir cümle değil. Kosova Özel Mahkemesi’nin Usul ve Delil Kuralları, ilk derece kararının ve temyiz kararının “Kosova halkı adına” açıklanacağını açıkça düzenliyor.
İkinci hususa gelelim… Lahey Kosova Özel Mahkemesi, kurucusu olan Kosova Meclis tarafından feshedilebilir mi? Feshedilme talebi birçok siyasi lider ve siyasetçi tarafından ortaya atıldı.
Mahkemenin feshedilmesi sanıldığı gibi kolay değilmiş. Meclis bugün bir yasa çıkarır ve mahkeme hemen ortadan kalkar” şeklinde basit bir işlem değil.miş meğer. Kosova Özel Mahkemesi’nin kuruluş biçimi nedeniyle mesele anayasal ve uluslararası hukuk boyutu taşıyor.
Bu nedenle üç ayrı işlem gerekiyormuş.
- Sadece mevcut yasayı Meclis kararıyla kaldırmak yeterli olmayabilir.
- Anayasa’nın 162. maddesinin değiştirilmesi gerekir.
- Avrupa Birliği (AB) ile yapılan uluslararası anlaşmanın durumu da çözülmelidir.
Mevcut sistem açısından mahkemenin görev süresini sona erdiren mekanizmanın, yalnızca Kosova Meclisi’nin tek taraflı bir siyasi kararı olarak düzenlenmiş olmadığına dikkat çekiliyor.
Bu nedenle, Kosova Meclisi’nin “Özel Mahkemeyi feshediyoruz” şeklinde bir yasa çıkarması halinde, bunun “Anayasa’ya ve uluslararası yükümlülüklere uygunluğu konusunda ciddi bir hukuki tartışmaya yol açacaktır. Anlaşılan zorlu bir süreç…
Ercan Kasap
17.09.2026


