Köşe yazımızın 2. devamında Kosova’nın temel probleminın kaynak yokluğu değil; mevcut kaynakları uzun vadeli ekonomik güce dönüştürme kapasitesi eksik olduğuna işaret etmiştik.
Oysa, ülkenin genç nüfusu var, diaspora var, AB desteği var, siyasi ve ekonomik bağımsızlığı var. Fakat bunların ekonomik değere dönüşmesi için kurumsal istikrar, hukukun üstünlüğü, öngörülebilirlik, üretim ve siyasi uzlaşma gerekiyor.
Dolayısıyla vatandaşın bugün hissedebileceği temel çelişki şu:
“Kosova’nın geleceği için fırsatlar hiç olmadığı kadar büyük; fakat siyasi belirsizlik bu fırsatların değerlendirilmesini zorlaştırıyor.”
En önemli nokta da şu: Vatandaşın cebini doğrudan ilgilendiren mesele, hangi partinin ne söylediğinden çok, devlet mekanizmasının yeniden düzenli çalışıp çalışmadığıdır.
Çünkü uzun süre Meclis’teki siyasi anlaşmazlığın maliyeti yalnızca siyasetin maliyeti değil; geciken reform, kaçırılan yatırım, ertelenen proje ve kaybedilen ekonomik fırsat olarak sonunda vatandaşın hayatına yansıyor.
Vatandaşın cevap aradığı bir çok soru da var?
Sade vatandaş açısından mesele çoğu zaman “hangi parti haklı?” sorusundan ziyade şu noktaya geliyor:
-Devlet kurumları neden normal çalışmıyor?
-Seçimler neden sürekli gündemde?
-Siyasi kriz neden benim cebime yansıyor?
-Fiyatlar neden yükselirken gelirler aynı hızda artmıyor?
-Gençler neden hala geleceklerini yurtdışında arıyor?
Kosova neden sahip olduğu potansiyele rağmen AB yolunda ilerleyemiyor?
Vatandaş artık büyük siyasi söylemlerden çok, hayatındaki somut karşılığını görmek istiyor.
Ekonomik büyüme rakamları açıklanıyor olabilir; ancak vatandaş pazara gittiğinde fiyatların arttığını, iş bulmakta zorlandığını veya aldığı maaşın ay sonuna yetmediğini hissediyorsa, ekonomik büyüme onun açısından çok anlamlı görünmüyor.
Aynı şekilde, siyasi liderlerin Lahey, Sırbistan, AB, seçimler veya anayasal meseleler üzerinden yürüttüğü tartışmaların önemli olduğu kabul edilebilir. Fakat vatandaşın gündelik sorusu daha basit: “Devlet ne zaman normal çalışacak?”
Bugün Kosova toplumunda belirgin bir siyasi yorgunluk da oluşuyor. İnsanlar artık yeni bir seçimden ziyade istikrar, çalışan kurumlar, yatırım, istihdam, daha öngörülebilir bir ekonomi ve çocuklarının ülkede kalabileceği bir gelecek istiyor.
Hatta Kosova’yı anlamak için en değerli kaynaklardan biri sokaktaki vatandaşın gündelik cümleleri.
Siyasetçiler “istikrar”, “reform”, “AB entegrasyonu”, “ekonomik büyüme” diyor; vatandaş ise bunu çok daha basit sorularla ölçüyor:
-Ay sonunda param yetiyor mu?
-Çocuğum burada iş bulabilecek mi?
-Devlet kurumu işimi zamanında çözüyor mu?
-Yarın ne olacağını biliyor muyum?”
Bu soruların cevapları olumluysa siyasi tartışmaların etkisi sınırlı kalıyor. Ama cevaplar olumsuzsa, vatandaşın devlete ve siyasete olan güveni de doğal olarak aşınıyor.
Bugün Kosova’nın önündeki en büyük meselelerden biri de siyasi tartışmaların vatandaşın gerçek hayatından kopmaması. Çünkü ekonomik göstergeler, AB süreci veya anayasal tartışmalar ne kadar önemli olursa olsun, bunların nihai ölçüsü vatandaşın yaşamındaki karşılığıdır.
Ercan Kasap
07.10.2026

